doğa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Kasım 05, 2006

Karadeniz Gizemi - 1 için Uzungöl'deydik.

Daha önce de yazdığım gibi Karadeniz Gizemi projesinin ilk gezisi bugüne ertelenmişti. Bu sefer yağmura (hatta kara) rağmen gittik. Yılın ilk karı ile Uzungöl'de karşılaştık. Bize eşlik eden profesyoneller sayesinde hava şartlarına uyum sağlayacak şekilde rota değişiklikleri de oldu ki sonuçta bir kaç rotayı es geçmemiz gerekti. Özellikle sık sık bölümde gördüğüm ama bir türlü tanıma fırsatı bulamadığım Kamil Hoca'nın bizimle olması tek başına yeterdi de artardı da.

Rize Üniversitesi'nden arkadaşların katılması ile daha da kalabalık olduk demek isterdim ama sanırım benim katılmamla onlar daha kalabalık oldular tabiri daha yerinde olur. Bizden katılan tek kişiydim.

Cumartesi, Ekim 28, 2006

Uzungöl Gezisi Ertelendi

Yarın gerçekleştirilmesi planlanmış Karadeniz Gizemi 1 - Uzungöl gezisi, bugün öğrendiğime göre kötü hava koşulları sebebiyle ertelenmiş. Eğer bir aksilik olmazsa gezi 5 Kasım günü yapılacakmış.

Böylece bayram tatili sonrası Trabzon ve Rize'ye dönmekte acele edemeyecekleri için katılamayacak arkadaşlara da gün doğmuş oldu. Benden söylemesi: Bu sıradan bir Uzungöl gezisi değil!

Ayrıntılı bilgi KaradenizGizemi.com'da...

Cumartesi, Ekim 14, 2006

Karadeniz Gizemi

Karadeniz'in Gizemi Türkiye Biyologlar Derneği Trabzon Şubesinin geliştirdiği, Karadeniz Bölgesinin biyocoğrafik yapısının tanınmasını amaçlayan eğitim ve gezi projesidir. [ Alıntı: www.karadenizgizemi.com ]
Karadeniz'in Gizemi elimden geldiğince ilgilendiğim bir proje. Çok büyük olasılıkla gezilerine de katılacağım. Sadece belirli lisans dallarına hitap eden bir gezi programı ve temel amaç aslında eğenmek değil, bölgenin biyoçeşitliliği üsttüne var olan cehaletimizi azaltmak.

En sevdiğim özelliği bu sıradışı yörelere sadece piknik olsun diye gidilmemesi. Bir aksilik çıkmazsa ilgilenen herkesle 29 Ekim günü Uzungöl'de görüşmek dileğiyle.

Cumartesi, Ağustos 26, 2006

Nefes Kesen Evler

Günlerdir beynimi içten içe yiyormuş gibi çalışan delici seslerinin artırdığı sinirden olsa gerek, kendimi hiç olmadığım kadar doğa sever bulmaya başladım. Aslında teorik bilgilerini zora gelmeden kullanmaya yeltenmeyen biri olarak, bizim mahallenin içine girmeden yeşil soykırımına seyirci kalmayı, yandan da üzülür gibi yapmayı en yegane davranış olarak seçmiştim.

Ama şimdi iş biraz değişik. Çünkü olan bu sefer doğrudan bana oluyor. Her sabah uyandığımda gördüklerim beni biraz da olsa incitiyor. Tamam, kendimi gözümün önünde yok olan ağaçların yerine koyacak kadar duygusal (yada başka bir bakış açısı ile "saf") değilim ama artık canımın bu yaz günü balkonda kahvaltı etmek istemediği bir gerçek. Görüntü mideme dokunuyor.

Hele hele bugün henüz bir kısmı yok edilebilmiş bu bölgenin ilk halini biraz olsun hatırlayan biri olarak aklıma getirdiklerim... Bundan sonrasına ilişkin neler olabileceğine dair tahminlerim ve çok daha kötüsü gerçek projelerden temellenmiş duyumlarım!

Bunları kabul edilebilir buluyorum farz edelim. Peki ilk zamanlarda aklı başında olup da buralara sırf şehirden uzak ama ulaşıma elverişli diye tonlarca para döken yüzlerce büyük -kemale ermiş insan- nasıl oluyor da evlerin hemen oracığından geçmesi olası yolun, kendilerini pahalı gayrimenkul sahibi edeceğini hesaplamaya koyuluyor? Önlerine şimdiden dikilmekte olan gökdelenleri görmeyi tercih etmediklerini düşünüyorum ki biraz olsun fikir yürütmeye yetenekli oldukları kanısına varabileyim.

Sonunda neler olacağını bu küçük aklımla bile kestirebiliyorum. Birileri orada burada görüp daha DOĞAL bulduğu için evinin dış boyasını YEŞİL seçmenin peşine düşecek. Birileri günün birinde marifetmiş gibi bölgenin dönem yerel siyasilerince nasıl ihya edildiğini anlatacak. Birileri de sanki o yıllarda buralarda yaşamamışlar gibi "ah vah" edecekler.

Sakalımız yok ki sözümüz geçsin...